Share

AŞURE GİBİ OLABİLMEK

AŞURE GİBİ OLABİLMEK

Muharrem ayı Hicri takvimin birinci ayıdır. Onuncu günün de ismi, Aşure’dir. Tarihi kaynaklara göre milattan çok önce Arap, İsrail ve Fars milletleri tarafından, Muharrem ayının Aş;ure günü, kutsal kabul edilen ortak bir değerdir. Bugünün değerini ve kutsallığını, tarihler şöyle anlatıyor:

Adem atanın tövbesinin kabul edildiği gün.

Nuh Peygamber’in gemisinin karayı bulduğu gün.

İbrahim Peygamber’in Nemrutun ateşinden kurtulduğu gün.

Musa Peygamber’in kavmini Firavun’un şerrinden kurtardığı gün.

Yunus Peygamber’in balığın karnından kurtulduğu gün.

Eyüp Peygamber’in dertlerine şifa bulduğu gün.


Saymakla bitiremeyeceğimiz bütün peygamberlerin refaha, kurtuluşa ve başarıya ulaştıkları gündür. Onun içindir ki Nuh Peygamber dahil ondan sonra gelen bütün peygamberler, Hz. Muhammed ve Hz. Ali de 10 Muharrem Aşure günü şükür ve senalarını ifade ederek, oruç tutmuşlar. Nuh Peygamber’in kurtuluş çorbasını pişirip fakir fukaraya yedirmişler, Hayır ihsan yapmışlar. Bütün tarihler o güne kadar olan, Muharrem ayının kutsallığı ve özelliğini böyle anlatırlar. Gelelim aşure gününe: Aşure pişirilir. Aşure, tatlı bir çorba olup, birlikte yenilir veya evlere dağıtılır. Aşure çorbasında et bulunmaz. Buğday, fındık, ceviz veya meyvelerden oluşan 41 çeşit değişik üründen yapılır . Aşure Günü, Sünnilerin Ramazan Orucu bitiminde kutladığı Şeker Bayramı gibi bir bayram kutlaması değildir. Aleviler; Kerbela’da İmam Hüseyin’in oğlu Zeynel Abidin’in sağ kurtulduğu için mutludurlar, bu nedenle çorba tatlı olur.
Muharrem ayında Aleviler bir araya gelerek birlikte mersiyeler, şiirler, deyişler, Alevi önderlerinin kahramanlık öykülerini okurlar, anlatırlar, söylerler. Sünniler de bu gün yaptıkları aşureleri konu komşuya dağıtarak birlik, beraberlik ve aşure tadında bir yaşam paylaşmak isterler. Aslında aşuredeki 41 çeşit malzeme gibi ülkemizde 72 milletten oluşan coğrafyada aşure gibi olabilmenin yollarını bulmalıyız. Bunun da yolu barışın dili, aşurede olduğu gibi nar tanelerinin, buğdayların, bademlerin v.b. ürünlerin içiçe geçmesiyle olacaktır. Aşurede et bulunmaz. Yani kan ve kanı anımsatan, insanları bir birine düşüren söylemlerden uzak durmalı, ülkemiz bir aşure kazanı gibi bütün renklerin, tatların, inançların iç içe geçtiği muhteşem bir armoninin oluşturduğu birlikteliğin numunesi olmalıyız. Çünkü geleceğimiz için, bize bu toprakları kanlarıyla, canlarıyla kazandıran atalarımız gibi biz de emaneti çocuklarımıza problemsiz devretmeliyiz. Unutmamalıyız ki, başka Türkiye yok.


Bu vesileyle aşure gününüzü kutlar, barış dolu günler dilerim.

HARUN CİCİ

Leave a Comment