Share

Erzurum’un Tanıtım Elçisi Canan Şimşek

Şunca yıllık meslek hayatımda, işini severek yapan çok az insana rastladım.

İşte o “ender” insanlardan birisidir Canan Şimşek.

Sormayın kim diye…

Yolunuz tarih kokan, kültür kokan bir yapıya, bir tarihi esere düştüğünde, o gün olmasa da ertesinde mutlaka tesadüf edersiniz kendisine.

Tesadüf etmediğinizde, yolunuz, onun bir başka mekanda olduğundan, konuklarını bilgilendirdiğinden dolayı kesişmemiş demektir, yoksa işinin başında olmadığı için değil.

Erzurum’da sayıları hayli fazla olan eserlerden herhangi birisine, bir mabede, bir yapıya bazen gezmek ve o çok sevdiğim mistik havayı koklamak, çoğunlukla da fotoğraf çekmek amacıyla gittiğimde tesadüf etmişimdir Canan Şimşek’e.

Rastladığımda selamlaşmış, ayaküstü laflamış, anlattıklarına kulak kesilmiş, anlatımlarını bir turist rehberinin donukluğunda değil, evin kızı rahatlığında yaptığına tanıklık etmiş, kendi kendime “İyi ki bu kız da var. Eli dönüyor, dili laf yapıyor,  iyi-kötü Erzurum’u biliyor, hepsinden önemlisi yalan yanlış bilgiler aktararak yüzümüzü kızartmıyor” demiş, kendisine”sessiz alkış” tutmuşumdur.

İşte o cana yakın Canan’a, bugün bu sütunlardan, aleni olarak, herkesin duyabileceği güçlü bir tonlama ile, erzurumdanhaberler’in penceresinden de rahatlıkla gözükebilecek netlikte alkışlarımı yolluyor, yarınlarda alanında “tek” olacak bu acar kıza üstün başarı diliyorum.

Korona kâbusunun her yanımızı kuşattığı, insanların yarınlara tedirgin baktığı, salgının bir türlü dizginlenemediği şu günlerde elbet “turizm” demek belki abesle iştigal olmaz, ama o kelime kimseye de pek tat vermez.

Ancak bu demek değil ki, korona, virüs, pandemi, salgın; adı ne olursa olsun o illet durum ilâ nihaye böyle gidecek!

İnşallah gitmeyecek. Tek isteğimiz, dualarımız; sıkıntının bir an önce defolup gitmesi için.

Bir Erzurum türküsünde dendiği gibi, “bir dağ ne kadar ulu olsa, bir kenarı yol olur…”

Çıkış yolunu ülke insanı, dünya milletleri olarak bir gün mutlaka bulacağız.

İşte sıkıntıyı atlattığımız vakit yüksünmeden, gönül rahatlığıyla “turizm” diyecek, insanların düne göre çok daha coşkuyla gezip, görmek için yollara döküldüğü, dolayısıyla Erzurum’a da uğramaya başladıkları günlerde Canan Şimşek’e fazlasıyla ihtiyaç duyacağız.

Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü’nden mezun olan, ama öğrenmeye ve bilgiye hep aç olan, gördüğünden, duyduğundan hafızası için pay kapan Canan Şimşek’in yolu bir gün İl Kültür ve Turizm İl Müdürü Cemal Almaz ile kesişmiş.

“O günden sonra kendimi turizmin içinde buldum” diyen Canan Şimşek’e ilk olarak Erzurum Kongre Binası’nda görev verilmiş.

Rehberliğin ne demek olduğunu, ne anlama geldiğini Kongre Binası’nda çalıştığı yılarda kavrayan, işi giderek öğrenen, rahatlığı ve sempatik tutumuyla herkesin tercih ettiği bir eleman haline gelen Canan Şimşek’in karşısına zaman içinde “kokart engeli” kâbus gibi dikilmiş.

Turist rehberi olabilmesi için Canan’ın kokartının olması lazım.

Kokart, ancak üniversitelerin ilgili bölümlerinden mezun olunduğunda temin edilebilen bir kimlik.

Bu eksik önemli, kokart yoksa rehberlik de yok demek.

Kokart yok ama Canan’da koca, mangal gibi bir yürek ve cesaret var.

Yeniden üniversite sınavlarına giren ve kendisine yarayacak bir fakülteyi tercih eden Canan Şimşek, Erzincan Üniversitesi Turist Rehberliği Bölümü’nü kazanmış.

“Beni bu kadar çok hırslandıran ve kamçılayan şey, kokartlı rehberlerin şehrimi yalan yanlış ve önyargılarla anlatması oldu” diyen Bayan Şimşek’in önünde sevdasını duyduğu o kokartına ulaşabilmesi için sadece “bir yıl” kalmış.

Kendini memleketine, Erzurum’a adayan, 3 yıldan beri gece demeden, gündüz demeden memleketinin tanıtımı için uğraş veren, çoğu üst düzey bürokrat ve yönetici eşlerine, ya da özel gruplara mihmandarlık yapan Canan Şimşek’in görev yeri Çifte Minareli Medrese…( Kaynak: erzurumhaberler.com)

Leave a Comment