İzmir Buluşmaları Grubu’nun ilk konuğu Mustafa Balbay oldu

Sıradaki içerik:

İzmir Buluşmaları Grubu’nun ilk konuğu Mustafa Balbay oldu

e
sv

MİNERALLER VE MİNERALLERİN İNSAN ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

24 Ekim 2015 16:25

Redoxer Mineralplus 1
REDOXER MİNERAL PLUS İÇERDİĞİ ANTİOKSİDAN VE ALKALİN MİNERALLER SAYESİNDE:
*Yağlanmanın azaltılmasında,
*Obeziteden korunmada,
*Böbrek hastalıklarından korunmada,
*Vücuttaki zararlı birikimlerin ve toksinlerin atılmasında,
*Yüksek tansiyondan korunmada,
*Kalp damar sağlığının korunmasında,
*Biyolojik yaşlanmanın yavaşlamasında,
*Çocuklarımızın daha sağlıklı büyümesinde ,
* Kronik yorgunluğun önlenmesinde,

SİPARİŞ İÇİN : 0530 544 59 08 MAHMUT KAYACAN

SİPARİŞ İÇİN : 0530 899 77 17 ŞERİF ERDİKİCİ

11230039_413465978850176_7118131020798651572_n

* Depresyonun önlemesinde,
* Uyku kalitesinin iyileştirilmesinde,
* İltihaplanmanın önlenmesinde

* Detoksifikasyonda ( vücutta oluşan ve gerektiği gibi atılamayan toksinleri temizlenmesinde ),
* Bütün hücrelerimizde enerji üretiminde ve asidozdan korunmada,

* Mineraller sayesinde hücrelerimizin serbest radikallerden korunmasında ,

* Bağırsak fonksiyonlarımızın düzenlenmesinde

YARDIMCI OLUR.

MİNERALLER VE MİNERALLERİN İNSAN ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Vücut aktivitelerimizin % 95 kadarı vitaminler ile değil mineraller ile beslenir, yani biyokimyamız mineral bağımlıdır.

Vücudumuzun her hücresi 4,000’ in üzerinde enzim içerir ve bu enzimler sadece beslenme stilimiz yeterli miktarda ana ve iz mineraller içeriyor ise tam anlamıyla aktive olur.

Hangi besinlerin alkali etkiye, hangilerinin asidik etkiye sahip olduğunun ana belirleyicisi de yine besinlerin mineral içeriğidir. İçerisinde kalsiyum, magnezyum, silisyum, demir, sodyum ve mangan içeren besinler vücudumuzu alkalinize ederken , fosfor, klor, iyot, nitrojen ve bir dereceye kadar sülfür içerenler ise asidik bir ortam oluşturur.

Mineraller ve mineral dengesi vücudumuzun sağlığı için çok önemlidir. Vücudumuzdaki minerallerin dengesi, kanserden korunmaya ve hatta kanserden kurtulmada çok önemlidir, der Dr.Fareydoon Batmanghelidj. Dolaşım sistemindeki kanın miktarını artıran, inceliğini sağlayan ve bu kanı vücudumuzun her köşesine ulaştıran, minerallerdir. Mineraller hücrelerimizin suyunun bazik derecesini ayarlayarak kanserden korunmak ve kurtulmak için son derece önemli bir görev üstlenirler.

12039417_413466055516835_6341850659128263645_n

SİPARİŞ İÇİN : 0530 544 59 08 MAHMUT KAYACAN

SİPARİŞ İÇİN : 0530 899 77 17 ŞERİF ERDİKİCİ

Mineraller (elementler) ikiye ayrılırlar;
1. Bol bulunan elementler
2. Eser elementler

1- Bol bulunan elementler
Bu elementlere ihtiyaç fazladır.
Çoğunlukla birden fazla fonksiyon gösterirler.
Bu elementlere örnek olarak;
Kalsiyum Magnezyum Sodyum Potasyum

a) Kalsiyum ( Ca )
Kemiğin yapısal elementidir.
Hücre zarı geçirgenliği ve kan pıhtılaşması için önemlidir.
Bunun yanında kalp işlevleri ve sinir sisteminin düzenlenmesinde rol oynar.
Hücre sitoplâzmasında önemli bir düzenleyicidir.
Kan kalsiyum miktarı ile depo kalsiyum miktarı arasındaki dengeyi “parathormon” adındaki hormon sağlar.
Ani kalsiyum azalmaları kramplara neden olur.
Sürekli kalsiyum azlığı;
Büyümede durgunluğa,
Beslenmede isteksizliğe,
Metabolizmanın artmasına,
Raşitizme,
Bacakta uyuşmalara ve felce,
Hemoroite,
Güçsüzlüğe ve sonuçta ölüme neden olur.

12039462_413466018850172_7798609435671788581_n

SİPARİŞ İÇİN : 0530 544 59 08 MAHMUT KAYACAN

SİPARİŞ İÇİN : 0530 899 77 17 ŞERİF ERDİKİCİ

b) Magnezyum ( Mg )
Bitkilerde klorofilin temel taşı olduğu için bitkisel besinlerde daha bol bulunur.
Besinlerde magnezyumun -30 ’u ince bağırsağın üst kısmında emilir, `-70 ‘i ise dışkıyla atılır.
Kanda proteine bağlı halde bulunan magnezyum, albümin ve globülinlere bağlanır.
ATP ’den bir fosfat alıcısına fosfat taşımasını katalize ederek ADP ve fosforlaşmış bir yapı oluşturan enzimlerin aktivasyonunda rol alır.
Magnezyum, ATP ’ye gerek duyulan glikoz kullanımı, yağ, protein, nükleik asit sentezi ve kas kasılmasında önemli görevler alır.
Magnezyum tarafından etkinleştirilen enzimler beynin fosfolipid, pirüvik asit ve glikoz metabolizmasına girmektedir.
Mitokondride oksidatif fosforilasyon için de magnezyum istenir.
Magnezyumun vücuttan esas atılım yolu böbrekler olup terle de önemli atılımı söz konusudur. Uzun süren ateşli hastalıklar ve kas egzersizlerinde toplam magnezyum atılımının _ –15 ‘i terle gerçekleşir.
Magnezyum emilimini besinlerdeki laktoz, protein (özellikle serbest aminoasitler), fosfat, kalsiyum, lipidler engeller,

Magnezyum eksikliğinde;
Damar genişlemesi,
Kan miktarında artma,
Aşırı duyarlılık
Küçük beynin bazı hücrelerinde bozukluk,
Böbrek bozuklukları,
Kramplar,
Büyümede durgunluk,
Saç dökülmesi,
Ödem ortaya çıkar.
Gebeliğin son üç ayında, diabetik komanın insülinle tedavisi sırasında, hipertiroidizmde, bazı sindirim sistemi ve böbrek hastalıklarında hipermagnezami görülür.

d) Potasyum ( K )
Sodyum gibi sinirsel iletimde ve kasların uyarılmasında rol oynar.
Bitkisel besinlerden alınır.
Vücutta Na-K oranının sabit tutulması gerekir.
Büyüyen hayvanlarda günlük potasyum gereksinimi artar.
Eksikliğinde bazı metabolik bozukluklar görülürken

2- Eser elementler
Eser elementlere aşağıdakilere örnek verebiliriz;
Çinko

Selenyum

e) Çinko ( Zn )
Çinko yaklaşık yüz enzimin yapısal komponentidir.
Bu enzimlerden bazıları; karbonik anhidraz, alkalen fosfataz, RNA ve DNA polimerazlar, timidin kinaz, karboksipeptidazlar ve alkol dehidrojenazdır.
Bu enzimler incelendiğinde, çinko genelde enzimin aktif bölgesinde bulunmuştur.
İki yüzyıldan bu yana bilinen ve sayısız araştırmanın kanıtladığı bir bulgu, çinkonun önemli bir yara iyileştirici olduğudur. Bu araştırmalar, çinkonun bağ doku biyosentez ve bütünlüğünde önemli bir eleman olduğunu kanıtlamıştır. Bu nedenle, gıda ile yeterli çinko alınması, özellikle cerrahi girişim sonrası olgularda önem taşır.
Çinko, protein ve nükleik asit yapılarını moleküler düzeyde stabilize eder.
Subsellüler organellerin bütünlüğünü korur.
Taşıma olaylarına katılır.
İnsülin hormonu vücutta çinko olarak depolanır.
Dildeki tat alma reseptörlerinin ve nazal boşluktaki koku alma reseptörlerinin düzenli bir şekilde çalışmasını sağlamak çinkonun görevidir.
Vücutta çinkosu fazla dokular arasında prostat, semen, karaciğer, böbrek, retina ve kemik başta gelir.
Et, balık ve süt ürünleri gibi proteinli besinler, çinko bakımından zengindir.
Fazla protein çinko emilimini arttırırken, yetersiz protein engeller.
Bitki ve tahıl tanelerinin fitatları, selüloz, hemiselüloz çinko emilimini azaltırlar.
Bunun yanında kalsiyum, fosfor, flor ve bakır fazlalığı çinkonun bağırsaktan emilebilecek miktarını azaltır.
Gebelikte fetüs anneden çokça çinko çeker. Bu anne adayına koruyucu olarak folik asit ve vitamin B12 verilmesi, çinko emilimini azaltarak çinko eksikliğini daha da ağırlaştırır.
Yanıklarda çinko yiter ve bu yüzden yanığın iyileşmesi gecikir.
Travma ya da önemli ameliyatlarda da çinko kayıpları önem kazanır
ve bu gibi hallerde çinko eksikliği ortaya çıkabilir.
Çinko eksikliğinde gözlenecek başlıca bulgular şöyle sıralanabilir;
Çocuk ve gençte büyüme geriliği
Erkekte hipogonadizm
Hafif dermatit
İştahsızlık ve kilo kaybı
Yaraların geç iyileşmesi
Karanlığa uymada anormallik
Zayıflamış bağışıklık

12106854_413465898850184_5543369880387569413_n

YAŞAMSAL DÜZEYDE GEREKLİDİR

Bazı minerallerin bağırsak mukozasında emilmeden önce midenin asitli ortamından geçmesi gerekir. Bunlar; çinko, magnezyum, selenyum, manganez, demir, bakır, krom ve molibdendir. Bu sıralama insan vücudundaki önemine göredir. Vücudun çok miktarda gereksinim duyduğu mineraller; sodyum, potasyum, kalsiyum ve magnezyumdur.
Sodyum, geçişme olayının gerçekleşebilmesi için hücre dışı sıvısını dengeler. Bu, beyin fonksiyonları için yaşamsal önemi olan bir görevdir. Eğer su tüketimi çok fazla artırılır ve vücuttaki mineraller yerine koyulmadan atılırsa, beyin hücreleri zamanla şişer ve beyindeki hasar ölüme neden olabilir. Bu daha çok düzenli olarak spor yapan, aşırı terle tuz kaybeden insanlarda görülür. Bundan dolayı tuz sağlığa zararlı değildir. Kan basıncını yükseltmez. Kan basıncını yükselten, suyu hücre içinde tutmakla görevli diğer minerallerin yetersizliğidir. Bu minerallerle alınan tuz kan basıncını normal bir düzeye getirir. Burada bahsettiğimiz sofra tuzu(NaCl) değil, doğal tuzdur.
Potasyum, kalsiyum, magnezyum ve çinko, hücre içindeki su miktarını düzenleyen başlıca minerallerdir. Hücre içinde geçişme basıncını dengeler ve hücrelerin iyi çalışmasına yardım ederler. Bunlar kan basıncını normal sınırlar içinde tutmak için sodyum ile birlikte çalışan öğelerdir.

SİPARİŞ İÇİN : 0530 544 59 08 MAHMUT KAYACAN

SİPARİŞ İÇİN : 0530 899 77 17 ŞERİF ERDİKİCİ

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli