Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Zaten bir üyeliğiniz mevcut mu ? Giriş yapın
Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Üyelerimize Özel Tüm Opsiyonlardan Kayıt Olarak Faydalanabilirsiniz
Suçluyu kazın altından insan çıkar.

KOMÜNİST SAFIYE
Herkesin bildiği Safiye Ayla, Atatürk’ün perde arkası dinlediği bir musiki sanatçısı değildir. Hatta tam tersi Atatürk ile boş zamanlarında sohbet eder ve aralarında iyi tavla maçları geçermiş..
Safiye Ayla, hapiste olan Nazım Hikmet ve arkadaşlarına sürekli erzak ve giyecek yardımı yaparmış. Emniyet teşkilatı bundan rahatsız olduğu için bir gün Safiye Ayla’yı gözaltına almışlar ve komiser tarafından da ifadesine başvurulmuş.
Komiser, “O komünistlere niçin yardım ediyorsun”? dediğinde,
Ayla; “Sizin için komünist olabilir ama onlar benim arkadaşlarım ve buradan çıktığımda yine arkadaşlarıma yardım edeceğim” cevabını vermiştir.
Safiye Ayla sürekli Mehmet Ali Aybar’ın Türkiye İşçi Partisine para ve destek yardımı yaparmış. Hatta mitinglerinde kendi ses düzenini kurdurur ve kendisi de miting kamyonunun tepesine çıkar, konuşma da yaptığı olurmuş…
Yaşar Kemal de şöyle açıklar: “Ayla hanım öksüz ve fakir yetiştiği için partimize sürekli destek verir, bunun nedenini sorduğumda; “siz de fakirlerin haklarını gözetiyorsunuz, ben de fakir ve öksüz büyüdüm, o yüzden size destek vermek ve katılmak istiyorum.”
İşte bu yüzdendir ki zamanın cumhurbaşkanı Kenan Evren Safiye Ayla’ya , devlet sanatçısı unvanı verdirmez. Atatürk’ün zevkle dinlediği bir sanatçıya Gardrop Kemalist Faşist set vurmuştur.
Safiye Ayla etrafındakilere ve dostlarına hep şu cümlesi ile kendisini ifade etmiştir.;
“…Öksüzün hiç anısı olmaz. Ben öksüzüm”.
(Kaynak: Murat Bardakçı, Safiye)
Raşit Gürşen’ den